Sanat ve Eleştiri Kültürü


Almanya’da, başka hiçbir şey yapamayanlar -yazar; yazmayı dahi beceremeyenler -eleştirir.


Karl Ludwig Börne

52. yaş gününü yeni kutlamış olan Bach 1737 yılında yayımlanan bir müzik dergisini eline aldığında gözlerine inanamaz!

Johann Adolph Scheibe imzalı yazıda “tüm ulusların takdirini kazanmış” büyük besteci için birtakım tavsiyeler vardır:

  1. Daha kolay anlaşılır olunması
  2. Eserlerinin doğası bozacak abartılı ve karışık stillerden kaçınılması
  3. Sanatını aşırı uçlara taşıyarak eserlerin zarafetini gölgelememesi

Bach’ın bunları dikkate aldığını düşünmek yersiz olur ancak canını en çok yakan yerin kendisinden ‘Musicanten’ (müzik yapan pratisyen) sıfatı ile bahsedilen satır olduğu kesin!

Merak etmeyin, Leipzig Üniversitesi’nde hoca olan Johann Abraham Birnbaum ise bu yazıya hak ettiği cevabı kaleme alan ilk kişi olmuştur.

*

Yıl 1799…

Allgemeine musikalische Zeitung’da Augustus F. C. Kollman’a ait ‘Besteci Güneşi’ gravürü yayımlanır. Merkezinde ise Bach’ın ismi yer almaktadır.

Aynı yılın Haziran ayında bir eleştirmen şöyle yazmaktadır: “Bay Beethoven doğaçlama da başarılı olabilir ancak varyasyon bestelemeyi bilmiyor.”

Yıl 1837…

Liszt ve Thalberg’in ‘en iyi piyanist’ kapışması, Prenses Belgiojoso’nun malikanesi.

Berlioz’un dostu Liszt için ‘geleceğin piyanisti’ temalı yazısı Gazette Musicale’de yayımlanmıştır.

Liszt adına sevgilisi Marie d’Agoult’un ‘Thalberg’ yazısı 8 Ocak 1837 tarihinde Revue Musicale’de yayımlandığında ortalık karışır.

Prof. Fetis’in Liszt’e yanıtı gecikmez: “Yeni bir sistemin yaratıcısı değilsin, o Thalberg.”

Doğru eleştirinin imkânsızlığı ve insanın doğasında var olan binlerce muhalif iç ses – Hegel’e kim hak vermez?

*

Liszt’in şeytani planı ve Paris seyircisinin çaresizliğini de unutmayalım!

4 Şubat 1837 tarihindeki konser programı, konuklara bilgi verilmeden değiştirilir!
Önce Beethoven, daha sonra Pixis Trio’larının icra edileceği konserde Pixis öne alınmış, Beethoven ikinci yarıya kaydırılmıştır.

İlk performansı ‘Beethoven’ algısı ile dinleyen seyirci çılgınca alkışlamış, ikinci yarıda ise Pixis sandıkları Beethoven’a soluk tepki vermiştir.

Bu hikayeyi dramatik yapan halkın (Parisli bile olsalar) bilgisizliği değil dönemin müzik gazeteleri ve eleştirmenlerinin durumun farkına varamaması ve tek satır yazının Paris medyasında yer almamasıdır!

*

Siz hangi eleştirmenleri okuyorsunuz?

En çok hangi yazarımızın klasik müzik konser incelemelerini beğeniyorsunuz?

Sektörün çaresizliği aşikar.

Kendini okutabilmek büyük başarı iken nitelikli içerik sağlamak saygıdeğer bir mertebe.

Yukarıdaki aslan montajı ile ilgi çekmek, sıkıcı detaylara girmeden özet bilgiyi vermek, bunu yaparken doğru kaynaklar içerisinde kalmak…

Görselsiz paylaşımlar ile ‘al beni’li paylaşımlar arasında okuyucu ilgili neredeyse %50’den fazla fark ediyor.

O halde dijital çağın gereklerine uymak zorundasınız.

Bir grup bunu ‘kurgu içerik’ ile sağlamaya çalışıyor – karşıyız!

İçerik sadece ‘gerçek’ bilgiden ibaret olmalıdır. Gecelerinizi harcayarak öz’e ulaşmak, çağdaşları ile beraber karşılaştırmalı sunmak, bilgi ve ilgi sahibi olmayan okurları son satıra kadar okutmak ise yazarın külfetidir.

Site Footer

Sliding Sidebar

Bülten Üyeliği

Yeni sayılardan haberdar olmak için: Abone Ol
Abone Sayısı: 820
Bugün 2 kişi, toplam 4 defa sayfayı ziyaret etmiştir. Kuruluştan bugüne ziyaretçi sayısı 2947 kişidir.
Yeni sayılardan haberdar olun !
Yeni Sayılardan Haberdar Olun