Ben, Beethoven.


Ben herşeyim; olan, olmuş ve olacak. Hiçbir ölümlü henüz peçemi kaldıramadı.


O sadece ve sadece kendinindir, diğer herşey varlığını ona borçludur.

Bu anlamlı cümleleri çalışma masamın karşısına, çerçeveletip astım. Fars edebiyatına merakımı gidermek için J. G. Herder ve J. Hammer’ın çevirilerini okurdum.

Şaşırdınız mı? Doğru ya… Siz beni sadece ‘sosyopat’ bir insan olarak tanıdınız.

Öyle tanıtılmam beni daha cazip kılmış olsa gerek.

Hakkımda yazılıp çizilen onca kurguya rağmen ‘gerçek’ ve ‘insan’ olan Beethoven sürekli görmezden gelindi.

Ne tuhafdır ki Mozart ve çağdaşları olabildiğince gerçek anlatılırken, benim o bitmek bilmez çılgınlıklarım (!) sürekli ön planda bir dizi senaryosu gibi çekiştirilip durdu.

Şimdi size kendi kelimelerim ile hikayemi anlatacağım. Sadece gerçekleri yazacağım, ancak ihtimaldir ki alışageldiğiniz ‘sosyopat’ size daha cazip gelecek ve burada yazılanlar zihniniz tarafından kabul görmeyecektir.


Haydn ile ilişkim

Sürekli ağızda gevelenen şu meşhur hikayeniz ile başlayalım.

Hocamın benden ilk bestelerime “Haydn’ın öğrencisi” yazmamı istemesi, ancak benim kabul etmem.

Derslerimde bağımlı, bestelerimde özgür olma isteğim!

Viyana’ya ayak bastığımda 22 yaşındaydım. Haydn ile ilk tanışmama ilişkin o meşhur anekdotu bilir misiniz? Prens Anton Esterhazy’nin benim için kullandığı kelimeyi peki?

Söyleyeyim o halde: “Sürülmemiş tarla

Çene yapımdan ötürü dişlerimin aldığı şekil ile bir prensin dalga geçmesi ne harika öyle değil mi?

Haydn ile 1793 yılının sonuna kadar beraber çalıştık. Hocam 19 Ocak 1794 tarihinde İngilte’ye gitmek için Viyana’dan ayrılmıştı.

Viyana’da ilk tanıştığım kişilerden birisi olan Joseph Gelinek, aynı zamanda en büyük sıkıntımı paylaştığım kişi olmuştur.

Tahmin edebiliyor musunuz? Elbette Haydn.

Şahsi bir problem değil, sadece hocamın çok yoğun olması ve bana bir türlü beklediğim zamanı ayıramaması!

Gelinek yakın dostu Schenk ile konuyu görüşmüş, Haydn’ın haberi olmadan bana gizlice kompozisyon dersi vermesi için onu ikna etmişti.

Schenk’in öğrencisi olduğumda, hocam Haydn ile kontrpuan üzerinde tam altı ay geçirmiş durumdaydım. Maddi durumum da oldukça kötüydü.

Haydn bana yardımcı olmak için Kasım 1793 tarihinde Prens’e ithafen 100 dükalık harcırahımın yetmediğini, Viyana’nın pahalı bir şehir olduğunu, takip eden yıllar için 1000 florin ödenek almamın yerinde olacağını yazmıştır.

Bu arada yeri gelmişken bahsedeyim, Haydn’dan aldığım derslerin ücretini Cologne Prensi Arşidük Maximilian – yani beni Viyana’ya gönderen kişi – ödüyordu. Haydn ile beraberken tek harcamam ona ve kendime aldığım kahve ile çikolatalardır.

Bu ayrıcalıklı durumu “Berlin Müzik Gazetesine” yazan ise eski hocam Neefe’dir.
İlan özetle şöyle söyler: “… tüm masrafları kendine (Prens’e) ait olmak üzere…

Ayrıca not düşülsün, Haydn’ın 76. yaş günü onuruna düzenlenen konserde onu kapıda karşılayan soylular arasında ben de vardım!

Tekerlekli sandalyesi ile salona giriş yaparken “Çok yaşa Haydn!” sesleri ile alkışlanıyordu eski hocam…

Viyana’da gerçekleşen tüm programlar da Mozart ve Haydn kadar benim eserlerime de yer verilmiştir.

Sağırlığım

1801 yılında dostum Wegeler ve Amenda’ya yazdığım mektuplarda sağırlığımı açıkça yazıyor, gizli tutmalarını rica ediyorum. “…son 2 yıldır sosyal ortamlardan kaçınıyorum…” ifadesine yer verdiğime göre 29’lu yaşlarımda bu sıkıntıyı çekmeye başladığım aşikar.

Not alınız:

1799 yılında kulak çınlamam başlamıştı…
1801 yılında yazılı olarak durumumu yakın dostlarıma ve doktorum Wegeler’e ifade etmeye, çare sormaya başlamıştım…
1817-18 yıllarında müziği duyamıyordum. İletişim kurmak için kağıda yazmanız gerekiyordu.
1820 yılında yeğenim Karl’ın velayeti için yüksek mahkemeye yaptığım itiraz, sağırlığımın da içerisinde olduğu pekçok gerekçe ile reddedilmişti..
1823 yılında artık beste siparişleri alamıyordum. Halk önünde icrayı tamamen bırakmıştım…

5 Ekim 1823’de Weber’in bana ziyaretini hatırlıyorum… Günlüğüne şöyle yazmış: “Sağılığı ne üzücü! Herşeyin kağıda yazılması gerekiyor du!”

Soyluların bana olan tutkusu

Viyana’da hor görüldüğüm dönem, Westphalia kralı tarafından davet aldım. Hayatım boyunca bana düzenli olarak 600 düka altın ödemeyi teklif etmişti.

Gitmeme ramak kala şehrin önde gelen soyluları kalmak için isteklerimi sordu – bende yıllık 4.000 florin talep ettim; kabul ettiler ve sözleşme imzaladık.

Ödemeyi üstlenenleri öğrenmek isterseniz:

Arşidük Rudolph……………. 1.500 fl.
Prens Lobkowitz………………. 700 fl.
Prens Ferdinand Kinsky….. 1.800 fl.

Müzik yapamaz duruma gelsem de hayatım boyunca ödeme alacağım garanti edilmişti ve ben hiçbiryere gitmiyordum…

Vicdanım

Mendelssohn’un 1831 yılında Milan ziyareti herşeyi ortaya koyuyor olmalı.

Baronez Dorothea von Ertman benim sıkı hayranlarımdandı.. Kızı öldüğünde evine gitmek istemedim, ama onu kendi evime davet ettim.

Davetimi kabul edip geldi. Hiçbirşey konuşmadan ona bir saat piyano çaldım.

Baronez o günü şöyle anımsar: “Bana herşeyi söyledi, ve en sonunda huzur bulmamı sağladı

Madam Antonie Brentano’nun rahatsızlığını hatırlıyorum…

Kimse ile konuşmadan odasına girerdim. Bir saate yakın doğaçlama piyano çaldıktan sonra yine sessizce odasından ayrılırdım…

Ta ta ta tam!

Evet, çok sevdiğiniz 5. senfonim ile ilgili de bilgi paylaşmak isterim.

Kont Oppersdorf ile 1807 yılında imzaladığımız sözleşmeye göre 500 florin bedele onun olacaktı.

Kont ödemenin kalanını yapmayınca satışı yapmadım, notaları da vermedim. Onun yerine 5. ve 6. senfoniler ile birkaç eserimi Breitkopf ve Hartel’e sattım.

İlk talebim 900 florin’di. Daha sonra 700’e düşürdüm ancak 600 florin karşılığında satışı gerçekleştirebildim.

Neleri sattığımı merak ediyor musunuz?

5 ve 6. senfoniyi, piyano için iki trio ve bir adet viyolonsel sonatı!

Peki bu para ile ne alınabilir ? Fikir yürütmenize yardımcı olmak adına birkaç fiyat paylaşayım; bir çift bot 30 florin, paltolar ise 160 florin ediyordu.

Son söz

Geçimsiz olmam veya diğer konular ile ilgili bu blog’da birkaç makale var, okumanızı tavsiye ederim. Bunun dışında kişisel gelişimim de rol oynayan soylu aileler ile genç yaşta maruz kaldığım hayatı Cihan Barut’un instagram sayfasında bulabilirsiniz.

Ne zaman benimle ilgili birşey anlatılsa, mutlaka şüphe ile yaklaşınız, bizzat araştırınız.

İmza: L. v. Beethoven

Site Footer

Sliding Sidebar

Bülten Üyeliği

Yeni sayılardan haberdar olmak için: Abone Ol
Abone Sayısı: 820
Bugün 0 kişi, toplam 0 defa sayfayı ziyaret etmiştir. Kuruluştan bugüne ziyaretçi sayısı 2940 kişidir.
Yeni sayılardan haberdar olun !
Yeni Sayılardan Haberdar Olun